<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>LauthreS.Net</title>
	<atom:link href="http://www.lauthres.net/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.lauthres.net</link>
	<description>Bir Fizikçi Adayının Web Günlüğü</description>
	<lastBuildDate>Thu, 02 Sep 2010 02:42:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Bayrağımızın Oluşumu ve Anlamı</title>
		<link>http://www.lauthres.net/bayragimizin-olusumu-ve-anlami/</link>
		<comments>http://www.lauthres.net/bayragimizin-olusumu-ve-anlami/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Sep 2010 02:42:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cemil Taşkın</dc:creator>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.lauthres.net/?p=749</guid>
		<description><![CDATA[Bayrağımızın oluşumu hakkında yıllardır şu bilgiye sahibiz; 1. Kosova savaşı sırasında şehit kanlarının doldurduğu bir çukura gökteki ay ve yıldızın yansıması sonucunda bayrağımız bugün ki halini almıştır. Ancak konuyu biraz araştırdığımız zaman ve bayrağımız üzerindeki şekilleri simgesel olarak incelediğimizde farklı sonuçlara ulaşıyoruz.Türkler tarihleri boyunca kurdukları devletlerde çok değişik bayraklar kullanmışlardır.Kimi çift başlı kartalı,kimi at üstündeki]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bayrağımızın oluşumu hakkında yıllardır şu bilgiye sahibiz; 1. Kosova savaşı sırasında şehit kanlarının doldurduğu bir çukura gökteki ay ve yıldızın yansıması sonucunda bayrağımız bugün ki halini almıştır.</p>
<p>Ancak konuyu biraz araştırdığımız zaman ve bayrağımız üzerindeki şekilleri simgesel olarak incelediğimizde farklı sonuçlara ulaşıyoruz.Türkler tarihleri boyunca kurdukları devletlerde çok değişik bayraklar kullanmışlardır.Kimi çift başlı kartalı,kimi at üstündeki bir savaşçıyı,kimi kurt başını bayrağında kullanmıştır.Bugün kullandığımız ay yıldızlı al bayrağımıza en yakın bayrak Osmanlı zamanında ortaya çıkmıştır.</p>
<p>Osmanlı sancağının rengini ve bugünkü Ayyıldızlı Türk bayrağının  şeklini belirleyen Sultan Birinci Murat ve Yıldırım Bayezıt devirlerinde  yaşayan Timurtaş Paşa&#8217;dır. Osman Gazi&#8217;den itibaren Kanuni devride dahil  olmak üzere padişahlara özel bayrak rengi beyazdı. Yavuz Sultan Selim  Çaldıran ve Mısır seferlerinde beyaz ve kırmızı renkli bayraklar  kullandı. Yine Çaldıran seferinde ilk defa kullanılan yeşil bayrak, bu  savaştan sonrada sık sık kullanıldı. Osmanlılar yeşil bayrağı hilafete  sahip olduklarını göstermek için kullanmışlardır. Sultan 1. Mahmut  devrinde de donanma bayrağı olarak kullanılmıştır. Sultan II. Mahmut  devrinde de bayrak şekilleri aynı devam etti. Yalnız kalelere ve hükümet  binalarına ayyıldızlı al sancak çekildiği görülmüştür.</p>
<p>Kırmızı zemin üzerine yıldız ve hilal bulanan bayrak, ilk defa 1793  yılında devletin resmi bayrağı olarak kabul edilmiştir. Bu bayrak sekiz  köşeliydi. Sultan I. Abdülmecit zamanında 1842 yılında yıldızlı beş  köşeli olmasına karar verildi. Sultan Abdülaziz zamanından başlayarak,  padişahlara mahsus kırmızı bayrakların ortasında tuğraların beyaz ve  sekiz köşeli kullanılması adet oldu. Vişneçürüğü rengiyle değiştirilen  bu bayrak saltanatın kaldırılmasına kadar devam etti.</p>
<p>1922&#8242;de Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından saltanatın  kaldırılmasıyla saltanata mahsus bayrak kaldırıldı. Daha önceki milli  bayrak muhafaza edildi. Cumhuriyetin kurulması ve halifeliğin kaldı_  rılmasıyla 1925&#8242;te bir sancak talimatnamesi çıkarılarak, savaş ve  ticaret gemileri hakkındaki esaslar kabul edildi. 1936 tarihinde Türk  Bayrağı&#8217;nın şekli ve ölçüsü kesin bir şekilde tespit edildi. 1937  tarihinde 45 maddelik bir tüzükle Türk Bayrağı&#8217;nın kullanılışı kural  altına alındı.</p>
<p>Şimdi gelelim bayrağımız üzerindeki ay ve yıldız neyi simgeler.Bayrağımızda ki hilal islamiyetin sembolüdür.Yıldız ise bir görüşe göre peygamber efendimizi,bir başka görüşe göre ise Türklüğü simgeler.Bayrak rengimizin kırmızı olmasının nedeni ise toprağa karışmış kan yani şehit kanıdır.</p>
<p>Dünya üzerindeki müslüman ülkelerin bayrağına baktığınız da çoğunda hilali görürsünüz.Avrupalı hristiyan devletlerin haçlı savaşlarında kullandığı üzerinde haç olan bayrağa karşı o zaman ki müslüman devletler bunlara karşılık bayraklarında hilali kullanmışlardır ki bu da islamın sembolü olarak benimsenmiştir.Şöylede bakabiliriz nasıl hristiyan devletlerinde yardım kuruluşu kızıl haç işe bizim ki de kızılaydır.Onların sembolü haç bizim ki ise hilaldir.</p>
<p>Sanırım bunları okuduktan sonra bayrağımızın değerini daha iyi kavramışsınızdır.Bizim ne kadar büyük bir millet olduğumuz ay yıldızlı al bayrağımızda yeterince açık olarak görünmektedir.Bunun içindir ki;</p>
<p>EZAN DİNMEZ ,BAYRAK İNMEZ ŞEHİT ÖLMEZ&#8230;<a href="http://www.lauthres.net/wp-content/uploads/2010/09/turk-bayrak1.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-750" src="http://www.lauthres.net/wp-content/uploads/2010/09/turk-bayrak1-300x278.jpg" alt="" width="300" height="278" /></a><a href="http://www.lauthres.net/wp-content/uploads/2010/09/turk-bayrak1.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-750" src="http://www.lauthres.net/wp-content/uploads/2010/09/turk-bayrak1-300x278.jpg" alt="" width="300" height="278" /></a></p>
<div class="shr-publisher-749"></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.lauthres.net/bayragimizin-olusumu-ve-anlami/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gerçek Zamanla Anlaşılırmış</title>
		<link>http://www.lauthres.net/gercek-zamanla-anlasilirmis/</link>
		<comments>http://www.lauthres.net/gercek-zamanla-anlasilirmis/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Aug 2010 15:36:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>LauthreS</dc:creator>
				<category><![CDATA[BİLİM]]></category>
		<category><![CDATA[FİZİK]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.lauthres.net/?p=734</guid>
		<description><![CDATA[Bizden 500 ışık yılı uzaktaki bir yıldızda bir gözlemci olsa ve aletlerini dünyamıza, hatta İstanbul’a çevirse, acaba kimi görürdü? Cevap, evrenimizin özellikleri ile tam olarak bağdaşan ve fakat akılları karıştıran şaşırtıcı bir gerçekle örtüşür: Gözlemci, Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul surlarına doğru atını sürdüğünü görecekti. Bu görüntü bir hayal, video filmi veya fotoğraf değil, kelimenin tam]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bizden 500 ışık yılı uzaktaki bir yıldızda bir gözlemci olsa ve aletlerini dünyamıza, hatta İstanbul’a çevirse, acaba kimi görürdü? Cevap, evrenimizin özellikleri ile tam olarak bağdaşan ve fakat akılları karıştıran şaşırtıcı bir gerçekle örtüşür: Gözlemci, Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul surlarına doğru atını sürdüğünü görecekti. Bu görüntü bir hayal, video filmi veya fotoğraf değil, kelimenin tam anlamıyla “gerçek” olurdu! Ucu bucağı olmayan, içinde sonsuz ufukları, her biri birer mücevher tanesi gibi parıldayan yıldızları barındıran kâinatı hep birlikte dolaşmaya ne dersiniz?</p>
<p>Varsayalım ki, hızlı bir uzay aracına bindik ve yerden saniyede 11 kilometre gibi öylesine bir hızla kalktık ki, bu hızı anlamak ve algılamak bile çok güç! Saniyede 11 km’lik bir hızın önemi şuradan kaynaklanıyor: Eğer bir uzay aracı ya da bir roket bu hızla yerden kalkıyorsa, artık bir daha dünyaya dönmeyecek demektir. Bu öyle yüksek bir hızdır ki, yerçekimi kuvvetinin etkisinden kurtulan araç, dünyanın ve Güneş sisteminin de ötesine geçerek, galaksi kümelerinin arasından süzüle süzüle yoluna devam edecektir.</p>
<p>Bu hızla 40 saniyede Ankara–İstanbul uzaklığı biterdi. Bu hızla bir saatten biraz fazla bir zamanda Dünya çevresini dolanabilirdik. O kadar hızlı, o kadar hızlıyız ki; ben size geçtiğimiz uzaklıkları 10 misli büyüklükleri ile vereceğim. İlk 10 metrede göreceğimiz sadece evlerin çatılarıdır. 100 metre yukardan oturduğumuz yerin sokağını ve semtin bir bölümünü görür; 1000 metreye geldiğimizde de bazı vahşi kuşlarla selamlaşırız.</p>
<p>10.000 metrede artık şehirler görülmez, yüksek dağ silsileleri, kıvrım kıvrım akan nehirler, yemyeşil ormanlar göze çarpar. Artık metre birimi yetersiz kaldığından kilometre ölçeğine gerek duyuyoruz. İşte çıktık 100 kilometrelik yüksekliğe.</p>
<p>Artık bu seviyede atmosfer tabakası görülmüyor. Biraz aşağıda, ozon gazının gün geçtikçe azalan kalınlığına rastlıyoruz. Ozon bizi Güneş’ten gelen morötesi ışınların tehlikelerinden koruyor. 1000 kilometre yukardan dünyamızın görünüşü ne kadar güzeldir! Kutup bölgelerindeki buz dağlarından yansıyan ışığın, okyanusların azgın dalgalarından akseden koyu lâcivert renklerle karışımı ne kadar uyumludur! 10.000 kilometrede dünyamızın yavaş yavaş batıdan doğuya doğru kendi ekseni etrafında döndüğünü fark edeceksiniz. 100.000 kilometre yukarıda ilk astronot Yuri Gagarin’in gördüğü manzarayı siz de şaşırarak, hatta korkarak seyredeceksiniz. Uzay şimdi bu bölgede artık kapkaranlıktır. Nedeni ise çok açık! Her ne kadar uzakta, çok çok uzakta Güneş’i görüyorsak da, onun ışığını ve ısısını fark edemiyoruz. Zira Güneş ışınları; ancak hava içinden geçerken dağılır ve ortalık aydınlanır. Havasız bir ortamda ses yayılmadığı gibi, ışık ışınları da yayılamaz!</p>
<p>Burada artık gece–gündüz gibi kavramlar da anlamını kaybederler. Yalnız gece–gündüz değil; yukarı–aşağı, kuzey–güney gibi yönleri de unutmamız gerekir!</p>
<p>Dış ortamın sıcaklığı ise mutlak sıfır olan –273 dereceye çok yakındır. Ay bütün güzelliği ve gülümserliği ile bize göz kırpar. 1.000.000 kilometreye çıktık. Bu ortamda Ay’ı da bir hayli geride bıraktık. Güneş etrafında kendi halinde dolanıp duran gezegenleri görüyoruz. Kimisi nefes nefese hızlı; kimisi de nazlı nazlı yavaşça yörüngelerinde yol alıyorlar.</p>
<p>Yerden şimdi 10.000.000 km. uzaktayız; ama Güneş’imize hâlâ ulaşamadık. 100 milyon kilometrede biraz yaklaştık desek de, “Güneş rüzgârları” adını verdiğimiz çok enerjik yüklü parçacıklar önümüzü kesiyorlar! Güneş’teki akıl almaz fışkırmaları, girdapları, yakın uzaya korkunç hızlarla püsküren sıcak alevleri gördükçe, doğrusu, içimizi bir korku kaplıyor. 1 milyar kilometre uzakta olmamıza rağmen, hâlâ Güneş sisteminin dışına çıkabilmiş değiliz.</p>
<p>Milyar kilometrelerin de artık yetersiz kaldığı uzayın o uçsuz bucaksız ufuklarında kendimizi yapayalnız hissediyoruz. Hızla yol almamıza rağmen 1 trilyon kilometreye şimdi varıyoruz. Güneş’i epeyce arkada bıraktık; ama karşımıza daha yeni güneşler, yeni yıldızlar çıkmadı. Güneş’e de “yıldız” diyoruz. Işık ve ısıyı kendiliğinden yayanlara yıldız deniyor. Oysa Dünya’mızla birlikte Merkür, Venüs, Mars ve Jüpiter gibi gezegenler Güneş’ten aldıkları ışığı yansıttıkları için onlara “yıldız” diyemiyoruz. Şimdi 100.000 trilyon kilometredeyiz. Burası galaksimizin merkezi olarak kabul edilebilir. Galaksi demek yıldız kümesi demektir. Her nedense yıldızlar da tıpkı insanlar gibi uzayda toplu olarak bulunurlar. Güneş’in ve tüm gezegenlerin de içinde yer aldığı bu galaksiye Türkçemizde “Samanyolu” derler. Açık ve berrak bir gecede üstümüzde bir uçtan öbür uca kadar yayılan puslu ve bulanık bir kuşak görürüz. İçinde bizim yıldızımız Güneş gibi 200 milyar Güneş’in yer aldığı bu galaksiyi öyle kolayca terk etmek zor görünüyor. Çünkü artık milyar, trilyon kilometreler de anlamını yitiriyorlar.</p>
<p>Gökbilim uzmanları, uzunluk kavramını birbirlerine daha iyi anlatabilmek için “ışık yılı uzaklığı” denilen yeni ve anlaşılabilir bir ölçü birimini geliştirdiler. Işığın da bir hıza sahip olduğu ve bu hızın bir saniyede 300.000 kilometre olduğu gerçeğinden hareket ederek, ışığın bir dakikada, bir saatte, nihayet bir gün ve 365 günde kat edeceği mesafeye bir ışık yılı uzaklık adını verdiler. Bu tanımlama ile işler biraz kolaylaşır gibi oldu.</p>
<p>Güneş’ten sonra Dünya’mıza en yakın bir yıldız (Güneş) vardır. Bu yıldıza astronomi bilginleri “Alfa Centauri” ismini verirler. Sadece güney yarımküreden görülen bu yıldızın ışığı bize tam 4,5 yılda gelir! Bu tarife göre, en yakın yıldızın bizden uzaklığı 4,5 ışık yılıdır. Bu uzaklığı zihnimize yerleştirmek için Alfa Centauri’den 4,5 yıl önce çıkan ışınların “şimdi” bize ulaştığını idrak etmemiz yeter! Veya başka bir anlatımla, bu uzak yıldızda bulunan bir gözlemci “şimdi” dünyaya baksaydı, bizim 4,5 yıl önceki halimizi görmüş olacaktı.</p>
<p>Uzay yolculuğumuz devam ediyor. Bizden 500 yıl ışık yılı ötede, 1500 ışık yılı ötedeki yıldızların birer birer yanlarından geçiyoruz. Ancak o ünlü deyişle “Ömür bitiyor; ama yol bir türlü bitmiyor!” Eğer uzun çok uzun bir ömrümüz olsaydı, 1.000.000 ışık yılı ötedeki yıldız adacıklarını da görüp, ıssız ve karanlık uzayda sessizce yolumuza devam ediyor olacaktık!</p>
<p>İşte nihayet bize de en yakın olan bir galaksi göründü. Bu galaksiye “Andromedea”” adını veriyorlar. Bize en yakın olmasına rağmen, onun uzaklığı tam 2,5 milyon ışık yılı mesafede.</p>
<p>İnanır mısınız, artık milyon ışık yılı uzaklıklar da yeterli olmuyor! Milyar ışık yılı uzaklık birimine geçiyoruz. Geçmesine geçiyoruz; ama uzayın bir türlü sınırlarına varamıyoruz. Burada aklımıza şu ilginç fikir geliyor: Uzayda ne kadar uzağa gidersek, zamanda da o kadar geriye gidiyoruz demektir. Bu son derecede açık ve anlaşılabilir bir sonuç. Çünkü nasıl Güneş’in ışığı bize 8 dakikada geliyor ve Güneş bizden “şimdi” 8 ışık dakikası uzakta görünüyorsa; bu, Güneş’le Dünya arasında 8 dakikalık bir zaman farkının mevcudiyetine işaret ediyor demektir. Yani Güneş, “şimdi” sönse, biz onu 8 dakika daha görmüş olacağız! Alfa Centauri de “şu an sönmüş” olsa, biz onu 4,5 yıl daha ışıl ışıl parıldadığını izleyeceğiz demektir. Benzer misal Andromedea için de geçerlidir. Bu galaktik sisteme şimdi baktığımız zaman onun 2,5 milyon yıl önceki durumunu görüyoruz demektir. Bir başka anlatımla, bir yıldız kümesi bizden ne kadar uzaksa, bizim zamanımızdan da o kadar “geride” demektir.</p>
<p>Uzatmadan hatırlatalım. Bizden 10 milyar hatta 12, 13, 14 milyar ışık yılı ötede ve ismine “kuasar” denilen çok enerjik yıldızların (veya yıldız gibi şeylerin) varlığını anlıyoruz. Oralara artık teleskoplarımız ulaşamıyor! Optik sistemlerle değil, radyo sistemleri ile onların varlığını kabul ediyoruz. Çok derin, çok uzak, çok ahenkli, çok, çok.. anlamlı bir evrenle karşı karşıya bulunuyoruz!</p>
<p>Yazımızın sonuna geldik; ama şu güzel dünyamıza nasıl geri döneceğiz diye düşünürken, aklıma geldi, size bir bilmece sormamı ister misiniz?</p>
<p>Biraz önce bizden 500 ışık yılı uzaktaki yıldızların varlığından söz etmiştik. O uzaklıktaki bir yıldızda bir gözlemci olsa ve aletlerini dünyamıza, hatta İstanbul’a çevirse, acaba kimi görürdü?</p>
<p>Cevap, evrenimizin özellikleri ile tam olarak bağdaşan ve fakat akılları karıştıran şaşırtıcı bir gerçekle örtüşür: Gözlemci, Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul surlarına doğru atını sürdüğünü görecekti. Bu görüntü bir hayal, video filmi veya fotoğraf değil, kelimenin tam anlamıyla “gerçek” olurdu!</p>
<p>Hepsi iyi hoş da, biz Fatih’i ölmüş biliyorduk!</p>
<p>Demek ki, ölü veya diri olmak, sadece bir zaman farkının izafi görüntüsünden başka bir şey değildir!</p>
<p><a href="http://www.fizikdosyasi.com/gercekzaman.htm" target="_blank">Alıntı</a></p>
<div class="shr-publisher-734"></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.lauthres.net/gercek-zamanla-anlasilirmis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Apaçi Nedir Nasıl Olunur ?</title>
		<link>http://www.lauthres.net/apaci-nedir-nasil-olunur/</link>
		<comments>http://www.lauthres.net/apaci-nedir-nasil-olunur/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 15 Aug 2010 02:24:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cemil Taşkın</dc:creator>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.lauthres.net/?p=732</guid>
		<description><![CDATA[Apaçiler aslında güney amerikada yaşamış yerli halka verilen isimdir.Ancak bu kelimeyi son günlerde sık sık duyar olduk.Bizim apaçiden kastımız çok farklı.Eskiden kıro ya da cello bello (bunu fazla kimse kullanmaz ama bizde apaçilere  aramızda cello bello diyoruz ) olarak adlandırılan insan tipinin günümüzdeki karşılığı apaçidir.Peki apaçi nedir ve nasıl olunur ? Öncelikle şunu belirtelim apaçi]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Apaçiler aslında güney amerikada yaşamış yerli halka verilen isimdir.Ancak bu kelimeyi son günlerde sık sık duyar olduk.Bizim apaçiden kastımız çok farklı.Eskiden kıro ya da cello bello (bunu fazla kimse kullanmaz ama bizde apaçilere  aramızda cello bello diyoruz ) olarak adlandırılan insan tipinin günümüzdeki karşılığı apaçidir.Peki apaçi nedir ve nasıl olunur ?</p>
<p>Öncelikle şunu belirtelim apaçi doğulmaz ,apaçi olunur.Bir apaçiyi nasıl tanırız?</p>
<p>.Genellikle altlarına bir şahin araba alıp son ses yabancı ya da arabesk bir müziği arabanın camları açık son ses dinleyerek boş boş şehri turlarlar.</p>
<p>.Şehrin kalabalık yerlerinde arkadaş grubuyla gezerek gördükleri her dişiye güzel çirkin farketmeden laf atmaya dik dik bakmaya proglanmışlardır.</p>
<p>.Hafta sonları çeşitli büyük alışveriş merkezlerinde bağıra çağıra küfür ederek yüksek sesten kahkahalar atark yaka bağır açık dolaşırlar.</p>
<p>.Toplu taşıma araçlarında ya da sokakta dolaşırken cep telefonlarından son ses bir şarkı açıp pervasızca dinler ve dinlettirler.</p>
<p>.Çakma diesel marka düşük bel pantolonlarının üzerine yine çakma olan D&amp;G kemerlerini takarlar.</p>
<p>.Güneş gözlükleri vazgeçilmezdir yine genelde çakma olan güneş gözlüklerinden üzerine büyük harflerle ray-ban yazanları tercih ederler.</p>
<p>.Saçları mutlaka aşırı jöleli ve kendilerine göre tarzdır.</p>
<p>.Duydukları yabancı müziklerde adlarını onlardan aldıkları güney amerikalı yerli apaçileri kıskandıracak şekilde dans ederler.</p>
<p>.Dar paça kot pantolonlarının altına converse giymeyi uygun bulurlar.</p>
<p>.Saçlarına makineyle iki çizik attırır kulaklarına mıknatıslı küpeler takarlar.</p>
<p>.Genelde kavgacı bir tavırları vardır.</p>
<p>.Tatil bölgelerinde gördükleri her turist kıza dil bilselerde bilmeselerde asılma kabiliyetine sahiptirler.</p>
<p>.İlk kez apaçi gören masum turist kız onlara gülümsediyse o kızı ayarladıklarını kızın kendilerine hasta olduğunu düşünüp yatağa atma planı yaparlar.</p>
<p>.Kasma, ayık ol, rahat ol,bilader gibi laflar kullanırlar.</p>
<p>.Fotoğraf çekilirken kapalı bir ortamda olsalar dahi gece ya da gündüz farketmez mutlaka güneş gözlüğü takarlar.</p>
<p>.Fotoğraflarında mutlaka ağızlarında sigara ellerinde bira bulunur.</p>
<p>.Yabancı müzik dinleyerek kendilerinin aslında kültürlü olduklarını dosta düşmana gösterirler.</p>
<p>.Türkçeyi katlederek yazışmalarında yhaa,bhöyle,shanki,chok gibi saçma sapan kelimeler türetir ve kullanırlar.</p>
<p>.İsimlerinin başına dj,mc,kral,imparator gibi lakaplar takarlar.</p>
<p>.Çoğu nasıl kullanacağını bilmesede yanında mutlaka sustalı bıçak,kelebek gibi kesici aletler bulundurur.</p>
<p>Ve daha bunların yanına onlarca madde ekleyebilirsiniz.Uzun lafın kısası modern görünmeye çalışan abaza tayfasına kısaca apaçi diyebilirsiniz.Etrafınızda bu tiplerden yüzlerce görebilirsiniz.Apaçileri kınamayın kendi hallerine bırakın ki bize de eğlence çıksın.</p>
<p>Son olarak apaçileri sevelim,sayalım,koruyalım dalgamıza bakalım&#8230;</p>
<div class="shr-publisher-732"></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.lauthres.net/apaci-nedir-nasil-olunur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kredi ve Bursta Adaletsizlik</title>
		<link>http://www.lauthres.net/kredi-ve-bursta-adaletsizlik/</link>
		<comments>http://www.lauthres.net/kredi-ve-bursta-adaletsizlik/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Aug 2010 22:14:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cemil Taşkın</dc:creator>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.lauthres.net/?p=728</guid>
		<description><![CDATA[Üniversite öğrencisi parasız olmasıyla meşhurdur ülkemizde.Yediği besin makarna,hazır çorba,patates ve yumurtanın ötesine geçmez.Parasız üniveriste öğrencisinin tutunacak en önemli dalı devletten aldığı öğrenim kredisi ya da burstur. Her ayın 6 sını 7 ye bağlayan gecesini dört gözle bekleriz.Çünkü saat 22.00 da paramız yatar.Bazısı şanslıdır bu para devletten karşılıksız olarak verilir,ben ve benim gibi şanssız öğrencilerde bu]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Üniversite öğrencisi parasız olmasıyla meşhurdur ülkemizde.Yediği besin makarna,hazır çorba,patates ve yumurtanın ötesine geçmez.Parasız üniveriste öğrencisinin tutunacak en önemli dalı devletten aldığı öğrenim kredisi ya da burstur.</p>
<p>Her ayın 6 sını 7 ye bağlayan gecesini dört gözle bekleriz.Çünkü saat 22.00 da paramız yatar.Bazısı şanslıdır bu para devletten karşılıksız olarak verilir,ben ve benim gibi şanssız öğrencilerde bu parayı almadan devlete yüklü miktarda borçlu oldukları bir senet imzalar.Peki neye göre devlet bu paraları burs ya da borç olarak verir öğrencilere.Kyk sitesine baktığınız zaman gelir durumunu ailedeki çalışan sayısını ve ailede üniversite okuyan kardeş sayısını göz önüne alırlarmış.Keşke öyle olsa ama üniveriste okuyan arkadaşlarımız yakından şahit oluyorlar zaten,bu şartların hiç birine bakılmaz aslında.Kim başvuru sırasında en düşük geliri beyan ederse babasının aldığı maaşın kat be kat düşüğünü gösterirse o alır genelde devletin bursunu.Doğru şekilde gelir beyanı yapanlar benim gibi 10000 ytl lik bir senede imzayı atarlar.Okulda çevremizde bazı arkadaşlarımız var burs alan,baktığınız zaman babalarının binlerce liralık geliri var asla parasız kalmazlar, bir kaç tane daireleri ,arabaları ,arazi ve arsaları var.Ancak ne hikmetse devletimiz bu kişileri fakir görüp burs verir,yurt çıkarır.Ben ve benim gibi iki ya da üç kardeşi üniversite okuyan sadece babası çalışan yüzlerce öğrenciyi zengin görüp borç vermeyi tercih eder devletimiz.Bu konuda itiraz yapıldığı zamanda kabullenmez ve &#8221; hepsi tek tek araştırılıyor merak etmeyin &#8221; der yetkililer.Ancak ben daha araştırılıp da ortaya çıkan bir örnek görmedim gören varsa banada söylesin.Benim yakınımda çok var bu kişilerden biz şanslıyız diyorlar hep gerekçeleri bu.Hatta &#8221; Araştırsın vermesin bana ne arkadaş devlet o parayı verirse bende alırım&#8221; diyorlar.Kendimi geçtim nice yardıma ihtiyacı olan öğrencilere barınacak devlet yurdu bile çıkmıyor maalesef.Bizim isyanımız devletin adaletsizliğine.Allaha şükür bizleri okutacak bize maddi destek sağlayacak büyüklerimiz var.Ama bizim kadar şanslı olmayan ihtiyaç sahibi yüzlerce öğrencide var.Bu kul hakkının hesabını yetkililer nasıl verecekler?Memlekette okumak ,devletten  karşılksız burs almak için illa yalancı,sahtekar olmak başvuru sırasında sahte beyanda bulunmak mı gerekiyor.Bizler bunları yapmadığımız için devlete borçluyken hiç hakkı olmadan burs alanlar nasıl gönül rahatlığıyla harcar bu paraları ?Dediğim gibi isyanımız haksızlığa,adaletsizliğe,kul hakkının yenmesine.Daha hayata atılmadan binlerce lira borç altına giren bizler gelecekte nasıl ödeyeceğiz bu paraları ey yetkililer ?</p>
<p>Aslında yazılacak söylenecek binlerce söz var bu konu hakkında ama burda yazılmaz maalesef onlar.Biz vatanına devletine bağlı gençler olarak ne zamana kadar haksızlığa uğramaya devam edeceğiz çok merak ediyorum.Borcumuz borç nasıl olsa ödeyecez devlete ama hiç içimden gelerek ödemeyeğim bu paraları.Bizim tek isteğimiz adil olun biraz adil.İşinizi yaparken düşünün kul hakkı ne demek.İhtiyacı olmadan devletten burs alanlara ben hakkımı helal etmiyorum bu bursu onlara verenlere de hakkımı helal etmiyorum.</p>
<p>Biz asla vatanımıza devletimize küsmeyiz ancak bu kadar haksızlık karşısında biraz isyan etmemizden doğal da bir şey yok.İnşallah bugüne kadar süre gelen bu adaletsizlik bundan sonra son bulur.Biz yandık eller yanmasın ne diyeyim&#8230;</p>
<div class="shr-publisher-728"></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.lauthres.net/kredi-ve-bursta-adaletsizlik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hoşgeldin 11 Ayın Sultanı</title>
		<link>http://www.lauthres.net/hosgeldin-11-ayin-sultani/</link>
		<comments>http://www.lauthres.net/hosgeldin-11-ayin-sultani/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 10 Aug 2010 22:35:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cemil Taşkın</dc:creator>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.lauthres.net/?p=725</guid>
		<description><![CDATA[Ramazan ayı oruç tutan tutmayan herkesin hayatına senede  1 ay güzel bir renk katar. Çoğumuz için sene boyunca pek önemli olmayan sabah ve akşam ezanları ramazan ayı içerisinde en çok beklenen ses olur çıkar.Hele ki akşam ezanın okunmasını sofra başında büyük bir sabırsızlıkla bekleriz.Zaman akşama kadar iyi kötü geçer ama o sofra başında ezanın okunmasını]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan ayı oruç tutan tutmayan herkesin hayatına senede  1 ay güzel bir renk katar.</p>
<p>Çoğumuz için sene boyunca pek önemli olmayan sabah ve akşam ezanları ramazan ayı içerisinde en çok beklenen ses olur çıkar.Hele ki akşam ezanın okunmasını sofra başında büyük bir sabırsızlıkla bekleriz.Zaman akşama kadar iyi kötü geçer ama o sofra başında ezanın okunmasını beklerken ki dakikalar bir türlü geçmez.Genelde gözler TRT 1 de kulaklar en yakında ki cami de olur.Tv de ezan okunsa camiden ezan okunması beklenir ya da tam tersi olur camide ezan okunsa Tv de okunmasıda beklenir ki oruç sakata gelmesin.Eee sonuçta saatlerce aç susuz dolaşan insanlar işlerini garantiye alıp oruçlarını sakata getirmek istemez.Sonunda oruçlar büyük bir iştahla açılır akşama kadar boş dolaşan mide tıka basa doldurulur sonra da benim gibi sigara tiryakisi olanlar hemen sigaralarını yakarlar hafif bir baş dönmesi olsada o anda büyük bir keyif verir insana o sigara.İnsana uyku çöker bir anda ve bir kenara uzanır kalırız taa ki çaylar gelene kadar.Çaylar içilir teravih namazına giden gider.(Ben uzun zamandır gitmiyorum çünkü çok uzun sürüyo hocada yavaşsa eğer çekilmiyor).Ramazan çok güzel bir ay aslında.Bu ay içinde kaybettiğimiz değerlerimizi 1 ay için de olsa tekrar yaşıyoruz. İftara her gün misafir çağrılması,fitre ve zekat dağıtılması aç insanların halini anlamamız, bu ay içinde haramdan uzak durmamız ve daha bir çok şey maneviyatımızı zenginleştiriyor.</p>
<p>Ramazan ayı artık iyice uzun günlere ve sıcaklara denk gelmeye başladı ve uzun yıllarda böyle devam edecek.Önceki yıllara göre oruç tutmak daha da zor olacak.En çokta sıcağın altında çalışan insanlar için zor olacak ki Allah yardımcısı olsun herkesin.Herkesin ortak görüşü ramazan hep kışa denk gelse keşke diye ama maalesef istemekle olmuyor o iş.</p>
<p>Bu ay içerisinde ben dahil çoğumuzun tuttuğu orucun anlamı kalmıyor aslında.Mesela ben sigaradan dolayı çok sinirli oluyorum dışarı çıktığımda kesin kavga edecek bir şey buluyorum.Trafikte iftara yetişmek için acele eden insanlar ya kavga ediyor ya da birbirlerine bağırıp küfürleşiyor.Ramazan pidesi sırasında sıra kavgaları yaşanıyor.Bunlar aslında normal olmakla birlikte ramazan ruhuna aykırı şeyler.</p>
<p>Uzun lafın kısası 29 gün süresince hayatımız normalin aksine değişecek en azından yemek düzeni öyle olacak.Sahurda davulla uyanıp(Aslında davul sesine uyanan kimse görmedim herkes alarm sesine uyanıyor) akşam ezanına kadar nefsimize hakim olmaya çalışacaz.Son olarak her sene çok çabuk geliyorsun ama hoşgeldin safa geldin ya şehr-i ramazan.Allah oruç tutan herkese sabur versin dualarınız ibadetleriniz kabul olsun.</p>
<div class="shr-publisher-725"></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.lauthres.net/hosgeldin-11-ayin-sultani/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kim Kazanır ?</title>
		<link>http://www.lauthres.net/kim-kazanir/</link>
		<comments>http://www.lauthres.net/kim-kazanir/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 08 Aug 2010 23:31:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cemil Taşkın</dc:creator>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.lauthres.net/?p=716</guid>
		<description><![CDATA[Yaşlı Kızılderili reis kulübesinin önünde torunuyla oturmuş, az ötede birbiriyle boğuşup duran iki köpeği izliyorlardı. Köpeklerden biri beyaz diğeri siyahtı ve on iki yaşındaki çocuk kendini bildi bileli o köpekler dedesinin kulübesi önünde duruyorlardı. Dedesinin sürekli göz önünde tuttuğu iki iri köpekti bunlar. Çocuk, kulübeyi korumak için biri yeterli gözükürken niye ötekinin de olduğunu, hem]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yaşlı Kızılderili reis kulübesinin önünde torunuyla oturmuş, az ötede  birbiriyle boğuşup duran iki köpeği izliyorlardı. Köpeklerden biri beyaz  diğeri siyahtı ve on iki yaşındaki çocuk kendini bildi bileli o  köpekler dedesinin kulübesi önünde duruyorlardı. Dedesinin sürekli göz  önünde tuttuğu iki iri köpekti bunlar. Çocuk, kulübeyi korumak için biri  yeterli gözükürken niye ötekinin de olduğunu, hem niye renklerinin  illede siyah ve beyaz olduğunu anlamak istiyordu artık.O merakla sordu  dedesine;<br />
-Dede bu iki köpeği niye hep kulübenin önünde tutuyorsun? Hem de niye biri siyah diğeri beyaz?<br />
Yaşlı reis, bilgece gülümsedi ve torununun sırtını sıvazladı ve:<br />
-Onlar benim için iki simgedir.<br />
Çocuk :<br />
-Neyin simgesi?<br />
-İyilik ile kötülüğün simgesi. Aynen gördüğün şu iki köpek gibi,  iyilik ve kötülük durmadan içimizde mücadele eder.Onları seyrettikçe ben  hep bunları düşünürüm.<br />
Çocuk, sözün burasında, mücadele varsa, kazananı da olmalı diye  düşündü ve her çocuğa has bitmeyen sorulara bir yenisini ekledi:<br />
-Peki hangisi kazanır bu mücadeleyi?<br />
Bilge reis, derin bir gülümsemeyle baktı torununa :<br />
-Hangisi mi evlat? Ben hangisini beslersem o kazanır!</p>
<div class="shr-publisher-716"></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.lauthres.net/kim-kazanir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gerçek Gündem</title>
		<link>http://www.lauthres.net/gercek-gundem/</link>
		<comments>http://www.lauthres.net/gercek-gundem/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Aug 2010 12:41:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cemil Taşkın</dc:creator>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.lauthres.net/?p=711</guid>
		<description><![CDATA[Çok garip memleketiz vesselam.Sığ gündemlerle uğraşırken bazı şeyleri gözden kaçırıyoruz.Ya da gözden kaçırmamız istendiği için sığ gündemler yaratılıyor. Gündem referandum ve yaş toplantısı kararlarına kilitlenmişken önemli bir haber gözden kaçırıldı.Terörist başı,şerefsiz bölücü Abdullah Öcalan imralıda ki hapishanesinde ailesiyle görüştürüldü.Evet bu da oldu sonunda.30000 kişinin katili olan ve hala yattığı cezaevinden masumların katili olmaya devam eden]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çok garip memleketiz vesselam.Sığ gündemlerle uğraşırken bazı şeyleri gözden kaçırıyoruz.Ya da gözden kaçırmamız istendiği için sığ gündemler yaratılıyor.</p>
<p>Gündem referandum ve yaş toplantısı kararlarına kilitlenmişken önemli bir haber gözden kaçırıldı.Terörist başı,şerefsiz bölücü Abdullah Öcalan imralıda ki hapishanesinde ailesiyle görüştürüldü.Evet bu da oldu sonunda.30000 kişinin katili olan ve hala yattığı cezaevinden masumların katili olmaya devam eden köpek mükafatlandırılarak ailesiyle görüştürüldü.Şimdi bu haberi gören şehit ailelerine ne cevap vereceksiniz ey yetkililer çok merak ediyorum.Bu şerefsizi orada ailesiyle görüştürürken şehit ailesini toprağın altında yatan yavrusuyla nasıl görüştüreceksin?Bu nasıl bir mantıktır.Bahane hazırdır eminim Avrupa Birliğine uyum sürecinede olduğu için böyle bir uygulama yaptık diyecekler.Yalnız unuttukları bir nokta var güneydoğuda şehit olanlar gazi olanlar AB için şehit ya da gazi olmadı memleketlerini vatanlarını böldürmemek için oldu.Yazıklar olsun ciğeri beş para etmez bir vata haini köpeği ödüllendirirken Türk milletine ne cevap vereceğinizi hiç mi düşünmediniz? Askere giden vatanı için nöbet tutan çatışmaya gidenlere nasıl açıklayacaksınız bu olayı ? Senin mehmedin toprağın altında yatarken o şerefsizin yattığı cezaevinde lüks şartlarda kalmasını ve o şartların AB uyum süreci çerçevesinde daha da lüksleştirilmesini nasıl izah edeceksiniz bize ?</p>
<p>Başka bir haber daha vardı yine içler acıtan.Hantepe saldırısına ait heronlar tarafından çekilen görüntüler ortaya çıktı.Görüntülerde terörist grubun hantepe karakoluna gelişi saldırma anı ve geri gidişleri açık açık görüntüleniyor.Tabi bu görüntüleri Genelkurmay karargahında generaller de izliyor.Terörist grubun gelişi  görülüyor ve hiç bir önlem alınmıyor çatışma anına hiç bir destek yollanmıyor.Şerefsizler saldırı yaptıkatn sonra gelirken dinlendikleri tepede giderken de dinlenerek gidiyor ama koskoca generaller bir helikopter kaldırıp terörist gruba müdahale edilmesini akıl etmiyor.</p>
<p>İnsanın aklı almıyor maalesef. Bizim askerimiz her şeye rağmen terörle mücadele edecektir. Bizler yine askere davul zurnayla ellerimize kına yakarak gitmeye devam edeceğiz. Ancak inşallah bu memlektten maaş alıp terör konusunda yetkili olan kesimler işlerini hakkıyla yaparlar. Bizler de onları görüp gururla vatan müdaafasına devam ederiz. İnşallahhhh</p>
<div class="shr-publisher-711"></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.lauthres.net/gercek-gundem/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çılgın Osmanlılar</title>
		<link>http://www.lauthres.net/cilgin-osmanlilar/</link>
		<comments>http://www.lauthres.net/cilgin-osmanlilar/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Aug 2010 22:51:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cemil Taşkın</dc:creator>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[KARALAMA]]></category>
		<category><![CDATA[Çılgın Osmanlılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.lauthres.net/?p=707</guid>
		<description><![CDATA[İngilizler Hindistan&#8217;ı işgal eder, Hindistan Kralı Osmanlı&#8217;dan yardım ister. Yıllardır savaş içinde olan Osmanlı bu yardımı karşılıksız bırakmamakla birlikte 350 kişilik bir askeri birliği gemiyle Hindistan&#8217;a gönderir. 350 kişilik birlikten 20 kadarı hastalıktan yolda şehit olur, kalan 330 Osmanlı askeri Hindistan&#8217;a çıkarlar ve İngilizlerle savaşmaya başlarlar. Mühimmat açısından kısıtlı olan Osmanlı askerleri birkaç günlük mücadeleden]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İngilizler Hindistan&#8217;ı işgal eder, Hindistan Kralı Osmanlı&#8217;dan yardım  ister. Yıllardır savaş içinde olan Osmanlı bu yardımı karşılıksız  bırakmamakla birlikte 350 kişilik bir askeri birliği gemiyle Hindistan&#8217;a  gönderir.</p>
<p><a href="http://www.lauthres.net/wp-content/uploads/2010/07/yeniçeri.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-657" title="yeniçeri" src="http://www.lauthres.net/wp-content/uploads/2010/07/yeniçeri.jpg" alt="" width="189" height="267" /></a>350 kişilik birlikten 20 kadarı hastalıktan yolda şehit olur, kalan 330  Osmanlı askeri Hindistan&#8217;a çıkarlar ve İngilizlerle savaşmaya başlarlar.</p>
<p>Mühimmat açısından kısıtlı olan Osmanlı askerleri birkaç günlük  mücadeleden sonra teknolojik donanıma sahip İngiliz askerleri karşısında  yenik düşerler. 40 kadarı esir alınır, diğerleri de savaşta şehit olur.</p>
<p>Savaş bittikten sonra bu 40 Osmanlı esir askeri İngilizler gemilerde  çalıştırmaya başlarlar. Bu gemi bir seferinde Avustralya&#8217;ya uğrar. İki  Osmanlı esiri bir yolunu bulup kaçarlar.</p>
<p>Bir süre sonra, adı Karadeniz diyarından Menteşeoğlu Abdullah olan, baba  mesleği dondurmacılığa başlar. Karahisar diyarından Tarakçıoğlu Mehmet  de Kasaplık yapar.</p>
<p>Birinci dünya savaşında Avustralya Çanakkale&#8217;ye asker çıkarır ve bizim  iki Osmanlı askeri olayı duyarlar. Hemen buluşup durum değerlendirmesi  yaparlar.</p>
<p>Biz Osmanlı askeriyiz ve Avustralya&#8217;da yaşıyoruz. Avusturalya devleti  Osmanlı&#8217;ya savaş açmış ve bizim ülkemizi işgale gitmiş. Bundan dolayı  biz de Avustralya devletine savaş açalım derler.</p>
<p>Alırlar kağıdı kalemi ve yazarlar:</p>
<p>Sayın Avustralya Başkanı Eksalans hazretleri;<br />
Biz iki Osmanlı askeri, ülkenizde bulunuyoruz. Duyduk ki devletimiz  Osmanlı&#8217;ya Avustralya devleti olarak savaş açmış ve Çanakkale&#8217;ye asker  göndermişsiniz. Bundan dolayı iki Osmanlı askeri olarak biz de  Avustralya devletine savaş açmış bulunmaktayız.</p>
<p>Bu bir Osmanlı fermanıdır. Ekselansların bilgilerine duyurulur.</p>
<p>Karahisar diyarından Tarakçıoğlu Mehmet,<br />
Karadeniz diyarından Menteşeoğlu Abdullah</p>
<p>İki Osmanlı askeri, Sidney&#8217;in 250 km. uzağında Karlıdağlar denilen  bölgede önce virajlarda tren raylarını sökerek 3 treni devirirler.  Üçüncü tren kazasında askeri muhimmat bularak silahlanırlar. Aynı  bölgede 8 karakol basarlar ve karakollardaki askerlerin tamamını  vururlar.</p>
<p>Ne olduğunu bir türlü çözemeyen Avustralya devletinin sonunda iki  Osmanlı askerinin yazmış olduğu mektup akıllarına gelir ve mektubun  atıldığı bölgeye 250 kadar asker gönderirler.</p>
<p>İki Osmanlı askeri aranmaya başlanır. Bir kaç gün sonunda sıcak çatışma  olur ve Osmanlı askerleri bu Karlıdağlar da şehit edilir.</p>
<p>İki askerin mezarı şu an da Sidney&#8217;e 250 km. uzakta Karlı Dağlar&#8217;da.  Avustralyalılar iki Osmanlı askeriyle savaştık demek zorlarına gittiği  için bu askerlere Hindistan asıllı diyorlar.</p>
<p>Oysa Hindistan&#8217;da ne Karahisar diyarı, ne de Karadeniz diyarı diye bir bölge yok.</p>
<div class="shr-publisher-707"></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.lauthres.net/cilgin-osmanlilar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tahir İle Zühre</title>
		<link>http://www.lauthres.net/tahir-ile-zuhre/</link>
		<comments>http://www.lauthres.net/tahir-ile-zuhre/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Aug 2010 11:23:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cemil Taşkın</dc:creator>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[KARALAMA]]></category>
		<category><![CDATA[Tahir İle Zühre]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.lauthres.net/?p=701</guid>
		<description><![CDATA[Gecmis zamanda ve eski günlerde Zengin ve söhretli bir Padisah varmis, mali, mülkü, askeri, kisaca herseyi varmis .. Ancak cocugu olmuyormus. Doktorlara gitmis, derdine care bulamamistir. Bunlardan fayda göremeyince, kendisini eglenceye verip, yaptirdigi Bahceye gidip gelmeye baslar. Bir gün veziri ile carsida dolasmaya cikar, &#8220;her kim bana altin verirse, tanri onun muradini versin&#8221; diyen bir]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.lauthres.net/wp-content/uploads/2010/08/zühre.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-703" title="zühre" src="http://www.lauthres.net/wp-content/uploads/2010/08/zühre.jpg" alt="" width="198" height="255" /></a>Gecmis  zamanda ve eski günlerde Zengin ve söhretli bir Padisah varmis, mali,  mülkü, askeri, kisaca herseyi varmis .. Ancak cocugu olmuyormus.  Doktorlara gitmis, derdine care bulamamistir. Bunlardan fayda  göremeyince, kendisini eglenceye verip, yaptirdigi Bahceye gidip gelmeye  baslar. Bir gün veziri ile carsida dolasmaya cikar, &#8220;her kim bana altin  verirse, tanri onun muradini versin&#8221; diyen bir dilenciye para verir.  Oradan ayrilip bahceye dogru giderler, ve bir agacin altina otururlar.</p>
<p><span style="color: #003300;">Ileride bir agacin altinda yasli bir Dervis  görürler, onun yanina giderler, Dervis, &#8220;marifetlerim vardir&#8221; deyince,  Padisah gönlünden geceni bilmesini ister. Derviste Padisah ve Vezirin  cocugunun olmadigini, evlat istediklerini bilir. Bunun üzerine dervisten  yardim isterler, Derviste cebinden bir elma cikarir ve ikiye böler. Bu  elmalari yerlerse cocuklari oacagini, padisahin kizi ve vezirin oglu  olacagini, ama onlari ayirmamalarini, evlendirmelerini söyler.  Padisahta, vezirde cok sevinir. Aksam elmayi yerler, ve dokuz ay on gün  sonra padisahin kizi, vezirinde oglu gelir dünyaya. Kizin adini Zühre,  oglanin adini Tahir koyarlar.</span></p>
<p>Tahir ile Zühre birlikte büyürler. En taninmis hocalardan ders alirlar,  ve cok zeki olduklarindan herseyi ögrenirler. Fakat on yasinda Zühre´nin  gönlü Tahir´e düser ve uyurken Tahiri öper. Tahir cok kizar, cünki  kardes olduklarini sanir. Birgün Zühre Tahiri yine öper ve Tahir´de  Zühreyi döver. Zühre okadar üzülürki, Allah´a &#8220;Allahim, benim sevgimin  yarisini Tahire ver&#8221; diye dua eder. Tahirde Zühreye asik olur. Bu sefer  Zühre kendini naz´a ceker. Ancak kardes olmadiklarini ögrenen Tahir ile  Zühre günden güne birbirine daha cok baglanirlar. Sazlarini alip bir  birlerine Türkü söylerler.</p>
<p>Bunlari  gören Arap Köle, padisahin karisina söyler, Padisah kizini Tahir´le  evlendirmenin zamani geldigini söyler. Ancak karisi kizinin padisah  ogluyla evlenmesini istemektedir. Padisah kendi gözleri ile asiklari  görmek ister, ve görünce evlendirmeye karar verir. Bu arada Tahir  rüyasinda iki kara köpegin kendisine saldirdigini görür ve rüyasi cikar.  Padisahin karisi, padisaha sihirbaz cadinin yaptigi serbeti icirince,  padisah Tahirden sogur ve onu saraydan kovar. Aski ile yanip tutusan  Tahir, Zührenin köskünün önüne gelerek sitem dolu türküler söyler.  Zührede olaylari dadisindan ögrenir ve her seyi Tahire aciklar.<br />
Arap köle bunlari görünce yine padisaha haber verir. Bu sefer Padisah  onu Mardin´e sürer. Mardinde yedi yil kalan Tahir Allaha dua eder, ve  onu zindandan kurtarmasini ister.<br />
Duasi kabul olur, Zindanin acilan kapisindan siyah atiyla Hizir gelir,  ve onu atina alip, o uyurken Zührenin köskünün önüne birakir.<br />
<a href="http://www.lauthres.net/wp-content/uploads/2010/08/tahir.jpg"><img class="alignright size-thumbnail wp-image-704" title="tahir" src="http://www.lauthres.net/wp-content/uploads/2010/08/tahir-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Zühre Tahiri dadisina gönderir. O günden sonra, her gece gizli gizli  bulusup zevk ve sefa eylerler. Fakat bir gün rüyasinda Tahir, kara  köpeklerin yine etrafini sardigini görür, rüyasi yine cikar, cünki Arap  köle onlari yine görmüstür. Bunu Padisaha haber verir ve Tahir, üstü  acik bir Sanikla Sat suyuna birakilir. Sat suyunun kenarindada Göl  padisahinin Sarayi vardir. Zühre bunu bildigi icin Göl padisahinin  kizina mektup yazar ve göl padisahinin kizlari Tahiri bulurlar.<br />
Göl padisahinin 3 kizida Tahiri sevmektedir ve bir gün onu paylasamadiklari icin kavga ederken, Tahir bunlari duyar ve kacar.</p>
<p>Bir cesme  basinda dua eder ve uyur. At sesiyle uyaninca yaninda bir Dervis görür.  Yine ata biner ve gözlerini kapatir. Dervis &#8220;ac&#8221; dedigi zaman Tahir  kendisini Zührenin köskü önünde bulur. Dadisina gider, dertlesirler.<br />
Bir gün Davul Zurna sesleri duyar ve dadisindan Zührenin evlenecegini  ögrenir. Kadin esvabi giyer ve dügüne gider. Kendini Zühreye tanitir.  Ertesi gün Zühre ile anlasirlar, Hamama gitmek icin cikip kacmaya karar  verirler. Ancak Arap kölede kadin kiligina girmis ve onlari görmüstür.  Arap köle durumu padisaha haber verir, Padisah Tahiri yakalatir,  Mecliste onu ve kizini anmadan üc hane türü söylerse affedecegini  söyler.</p>
<p>Tahir iki  haneyi söyler, fakat ücüncü hanede Zührenin iceri girdigini görür ve  onun ismini kullanir, padisahta onun boynunu vurdurmaya karar verir.<br />
Cellat Tahirin boyunun vurmadan önce, Tahir namaz kilip, Allah´a ruhunu  almasi icin dua eder ve hemen ölür. Bunu gören Zühre aklini kacirir.  Hekimler care bulamaz, hatta Tahirin etini yedirmeye kalkarlar, ama  dadisindan bunu ögrenen Zühre cok kizar, Tahirin mezarina gider.<br />
Allah´a ruhunu almasi icin dua eder ve ölür.<br />
Mezara  gelen Arap kölede Zühreye asik oldugu icin kendini hancere öldürür,  Padisah kizini Tahire vermedigi icin pisman olur, ama is isten gecmistir  coktan.<br />
Bir süre  sonra asiklara mezar yapilir, Arap kölede basuclarina gömülür, oradan  gecenler Zührenin mezarinda beyaz bir gül fidani, Tahir´in üzerinde ide  bir kirmizi gül fidani görürler, Arabin mezarinda da kara bir cali  bitmistir.</p>
<p>Her sene asiklar baltalarla o caliyi keserler, ancak calinin yine bittigini görürler.<br />
Ziyaretgah olan mezari asiklar ve bagri yaniklar sürekli ziyaret ederler &#8230;</p>
<div class="shr-publisher-701"></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.lauthres.net/tahir-ile-zuhre/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Taşları Bağlamışlar Köpekler Serbest</title>
		<link>http://www.lauthres.net/taslari-baglamislar-kopekler-serbest/</link>
		<comments>http://www.lauthres.net/taslari-baglamislar-kopekler-serbest/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 Aug 2010 22:41:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cemil Taşkın</dc:creator>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.lauthres.net/?p=693</guid>
		<description><![CDATA[Devletten maaş alan Türkiye Cumhuriyetinin büyük bir ilinin belediye başkanının yaptığı açıklama gündeme bomba gibi düştü.Bu herif yani Osman Baydemir (sayın demeyeceğim elbette)aynen şunları söylüyor&#8221;Ay yıldızlı bayrağın yanında bizim sarı,kırmızı,yeşil bayrağımız dalgalansa ne olur ?&#8221; Sanki çok makul bir şey söylüyormuş gibi bir de&#8221; ne olur ?&#8221; diye soruyor.Ne olacak ebenin şeyi olur.Herifteki cesaret bak.Sonrada]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Devletten maaş alan Türkiye Cumhuriyetinin büyük bir ilinin belediye başkanının yaptığı açıklama gündeme bomba gibi düştü.Bu herif yani Osman Baydemir (sayın demeyeceğim elbette)aynen şunları söylüyor&#8221;Ay yıldızlı bayrağın yanında bizim sarı,kırmızı,yeşil bayrağımız dalgalansa ne olur ?&#8221;</p>
<p>Sanki çok makul bir şey söylüyormuş gibi bir de&#8221; ne olur ?&#8221; diye soruyor.Ne olacak ebenin şeyi olur.Herifteki cesaret bak.Sonrada lafı özerkliğe getiriyor.Evet bu konuşmaları yapan adam bizim verdiğimiz vergilerle devletten maaş alıyor.Savcılık bu sözlerle ilgili soruşturma başlattı ancak bu herifin ilk lafı değil bu,daha öncede hakkında bir çok soruşturma açıldı zaten.Bu adamlar bu cesareti nerden alıyorlar da bu vatanda iki bayrak dalgalanmasını istiyorlar anlam veremiyorum.Nereye kadar Türk milletinin sabrını sınayacaklar ve Türk halkı ne zamana kadar tepkisiz kalacak.Amaçları belli Türk halkını kışkırtıp iç savaşa sürüklemek.Biz senelerdir bu oyuna gelmedik ama sabır taşıyor maalesef Dörtyol ve İnegöl olayları bunlara örnek.Pkk nın siyasi uzantısı olan bir parti sürekli bir bölünme propagandasında.Sözde ezilen halkı için ortalığı karıştırma çabasında.30 yıldır 30000in üzerinde şehit verilmiş bir konu hakkında milletvekili olarak milletin meclisinde haince konuşmalar yapmaktalar.Bu konuşmalar arasında nerdeyse her gün anadolunun bir evine ay yıldıza bayrağa sarılı tabutlar gelmekte.İşte fark tamda burada ortaya çıkıyor.</p>
<p>Vatanı için canını verenler ay yıldızlı bayrağa sarılı tabutlarıyla uğurlanırken peygamberin yanına ve bu şehadet şerbetini içen kahramanlara &#8221;şehit&#8221; denirken,o herifin bahsettiği sarı kırmızı yeşil paçavraya sarılı tabutlar  cehennemin en dibine yollanıyor o tabutun içinde ki leşlere ise &#8221;terörist&#8221;,&#8221;vatan haini&#8221; deniliyor.Şimdi bu iki şey hiç birbirine yakışır mı sizce ?Bu ülkenin tek bir bayrağı vardır o da şehitlerimizin kanıyla sulanmış ay yıldızlı Türk bayrağıdır.Başka vatan başka bayrak isteyenlerin yeri ise toprağın altında hazırdır.Bayrağımıza &#8221;benim bayrağım&#8221;, vatanıma &#8221;benim vatanım&#8221; diyen herkes bizim kardeşimizdir.Aksini iddaa eden aksini savunan herkes bu milletin ebedi düşmanıdır.Bizim düşmanımız ise her zaman mağlup olmaya mahkumdur.Paylaşacağım şu dizeler her şeyi özetler heralde&#8230;</p>
<p><a href="http://www.lauthres.net/wp-content/uploads/2010/08/sehit_cenazeleri-2.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-698" title="sehit_cenazeleri-2" src="http://www.lauthres.net/wp-content/uploads/2010/08/sehit_cenazeleri-2-300x194.jpg" alt="" width="300" height="194" /></a>TAŞLARI BAĞLAMIŞLAR,KÖPEKLER SERBEST</p>
<p>EŞKİYA DÜZE İNMİŞ,YİĞİTLER DERDEST</p>
<p>İMAMA BOZULUP BOZMAYIZ ABDEST</p>
<p>GÜN GELİR DE BU HESAP GÖRÜLÜR ELBET</p>
<p>Evet maalesef köpekler serbest.Eşkiya düze inmiş devletin maaşıyla devlete millete kafa tutuyor.Ama bu hesapta görülür elbet bu millet ite köpeğe pabuç bırakmaz mayasında kurtluk var çünkü&#8230;</p>
<div class="shr-publisher-693"></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.lauthres.net/taslari-baglamislar-kopekler-serbest/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Facebook Uygulaması Dost Kazığı</title>
		<link>http://www.lauthres.net/facebook-uygulamasi-dost-kazigi/</link>
		<comments>http://www.lauthres.net/facebook-uygulamasi-dost-kazigi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 Aug 2010 22:38:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>LauthreS</dc:creator>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[GEYİK]]></category>
		<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[Dost Kazığı]]></category>
		<category><![CDATA[facebook]]></category>
		<category><![CDATA[Uygulama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.lauthres.net/?p=692</guid>
		<description><![CDATA[Şimdiye kadarki facebook hayatımda gördüğüm çalışan tek uygulama diyebilirim. Dost Kazığı&#8230; Uygulamanın amacı sizi arkadaşlıktan silen kişileri deşifre etmek. Çalışma prensibi basit aslında. Uygulamayı onayladığınızda kişi listeniz uygulama tarafından kaydediliyor ve sonraki günlerde kişi listesindeki değişiklikler gözlemleniyor. Eğer sizi silen engelleyen yada hesabını donduran birileri olursa size mail yolu ile haber veriyor. Bu uygulamayı kullanmak]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Şimdiye kadarki facebook hayatımda gördüğüm çalışan tek uygulama diyebilirim. Dost Kazığı&#8230; Uygulamanın amacı sizi arkadaşlıktan silen kişileri deşifre etmek. Çalışma prensibi basit aslında. Uygulamayı onayladığınızda kişi listeniz uygulama tarafından kaydediliyor ve sonraki günlerde kişi listesindeki değişiklikler gözlemleniyor. Eğer sizi silen engelleyen yada hesabını donduran birileri olursa size mail yolu ile haber veriyor.</p>
<p>Bu uygulamayı kullanmak için kişi listenizi davet etmenize gerek yok. Reklam yapmanıza falan da gerek yok tek yapmanız<a href="http://www.lauthres.net/wp-content/uploads/2010/08/dost-kazığı.png"><img class="alignright size-medium wp-image-695" title="dost kazığı" src="http://www.lauthres.net/wp-content/uploads/2010/08/dost-kazığı-300x180.png" alt="" width="300" height="180" /></a>gereken <a href="http://apps.facebook.com/dostkazigi_app/" target="_blank">burayı</a> tıklayıp uygulamaya izin vermek. Yanlış bilgi vermemek amacı ile uygulamayı kendim test ettim ve kesinlikle çalıştığını söyleyebilirim. Biri sizi sildiği zaman yandaki gibi bir görüntü ile karşılaşıyorsunuz. Sizi silenler altta görünüyor.</p>
<p>Açıkcası uygulamaya fazla güvenemiyorum çünkü facebook hesabınızdaki herşeye erişim izni istiyor ve doğal olarak izin vermediğiniz takdirde uygulama çalışmıyor. ilk gün kullanımı bakımından bir zararını görmedim.</p>
<p>Uygulama: <a rel="nofollow" href="http://apps.facebook.com/dostkazigi_app/" target="_blank">http://apps.facebook.com/dostkazigi_app/</a></p>
<div class="shr-publisher-692"></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.lauthres.net/facebook-uygulamasi-dost-kazigi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bunların Amacı Ne ?</title>
		<link>http://www.lauthres.net/bunlarin-amaci-ne/</link>
		<comments>http://www.lauthres.net/bunlarin-amaci-ne/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Aug 2010 22:38:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cemil Taşkın</dc:creator>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[KARALAMA]]></category>
		<category><![CDATA[Bunların Amacı Ne]]></category>
		<category><![CDATA[kanal d]]></category>
		<category><![CDATA[kanald]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.lauthres.net/?p=687</guid>
		<description><![CDATA[Kanal D Ne yapmaya çalışıyor anlamıyorum. Son yıllarda öyle diziler yayınlıyor ki normal bir kanal değilde erotik yayın yapan bir kanal gibi çalışıyorlar. Binbir gece de sözde çocuğunu kurtarmak için patronuyla yatan bir kadının hikayesi vardı. Yaprak Dökümü adlı dizide iki kız kardes aynı adama aşık olup aynı adamla yatıyolar. Kavak yellerinde başrol oynayan kız]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kanal D Ne yapmaya çalışıyor anlamıyorum.</p>
<p>Son yıllarda öyle diziler yayınlıyor ki normal bir kanal değilde erotik yayın yapan bir kanal gibi çalışıyorlar. Binbir gece de sözde çocuğunu kurtarmak için patronuyla yatan bir kadının hikayesi vardı. Yaprak Dökümü adlı dizide iki kız kardes aynı adama aşık olup aynı adamla yatıyolar. Kavak yellerinde başrol oynayan kız bütün arkadaslarıyla yattı. Küçük Kadınlar dizisi ismine layık gerçekten küçükken kadın oldular.</p>
<p>En son bir dizi yayına soktular. Dizinin adı Küçük Sırlar,Amerikan Gossip Girls dizisinin uyarlaması. Dizi de kolejde okuyan zengin çocuklarının maceraları anlatılıyor.Lise çağında ki çocuklar altlarında süper lüks arabalarıyla okula geliyolar.Kızlar süper mini etekleriyle okul koridorunda dolaşıp makyajlarını hiç eksik etmiyorlar.Bir Kanal D geleneği olarak kim kimle düşüp kalkıyor anlam veremiyorsunuz. Bu dizi sözde en fazla 17 yaşındaki öğrencileri anlatıyor.Lise zamanında saçımda jöle var diye ya da sakalım var diye okuldan en az 10 kere müdür tarafından atılan ben buna çok içerledim gerçekten.Varsa böyle bir lise tüm Türk gençleri kazanmak için 7\24 çalışır eminim.</p>
<p>İşin şakası bir yana bu kanal işi cinsellikle götürmeye devam ediyor.Ha unutmadan bi de Behlül Bihter hadisesi var ki adam bütün sülaleyi götürdü.Türk milletine aykırı ne varsa bu kanalda var anlayacağınız.Kime ve neye hizmet ederler bilmiyorum.Avrupalı bir politikacının Türkleri aile yapılarını bozmadan kültürlerini yok etmeden mağlup edemezsiniz sözü ister istemez aklıma geliyor.Acaba o zihniyete mi uşaklık ediyor bu kanal?</p>
<p>Aslında yadırgamamak gerekir.Bu kanalın sahibi Aydın DOĞAN her sene vergi rekortmeni çıkıyor ancak vergi kaçakçılığı rekoru kolay kırılmayacak düzeyde.Kime ve neye uşaklık ettiği bilinmeyen bu adam ülkeyi nasıl karıştıracağını her dönemde çok iyi biliyor.Başarılı da oluyor çevremize baktığmızda nasıl bozulduğumuzu açık açık görebiliyoruz maalesef.Bu arada bu dizilerden hiç birini izlemedim ama çevreden konuşulanlar izlemeye gerek bırakmıyor.Ben elimden geldiği kadar Aydın Doğanın kanallarını izlememeye gazetelerini almamaya calısıyorum.</p>
<p>Saygılar..</p>
<div class="shr-publisher-687"></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.lauthres.net/bunlarin-amaci-ne/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İSLAM VE MODERNİZM</title>
		<link>http://www.lauthres.net/islam-ve-modernizm/</link>
		<comments>http://www.lauthres.net/islam-ve-modernizm/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Aug 2010 22:34:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cemil Taşkın</dc:creator>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.lauthres.net/?p=681</guid>
		<description><![CDATA[Bazı kesimler sürekli gelişmemiş islam devletlerine bakarak islam dininin gelişmeye engel olduğunu belirtir. Aslında amaçları gizli misyonerliktir bana göre. İlk emri oku olan bir din nasıl gelişmeye engel teşkil edebilir ki. İlim Çinde bile olsa gidin alın diyen bir anlayışa sahip bir dindir bu. Savaşta esir alınan düşman askerlerine 10 müslümana okuma yazma öğretmeleri karşılığında]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bazı kesimler sürekli gelişmemiş islam devletlerine bakarak islam dininin gelişmeye engel olduğunu belirtir. Aslında amaçları gizli misyonerliktir bana göre. İlk emri oku olan bir din nasıl gelişmeye engel teşkil edebilir ki. İlim Çinde bile olsa gidin alın diyen bir anlayışa sahip bir dindir bu. Savaşta esir alınan düşman askerlerine 10 müslümana okuma yazma öğretmeleri karşılığında özgürlüklerini veren bir anlayışa sahip bir dindir bu. Binlerce bilimsel mucizeyi 1400 yıl evvelinden kitabında söyleyen ve bilim ilerledikçe bu mucizleri ortaya çıkan bir dindir bu. Evet doğrudur bugün islam devletleri geri kalmıştır,çoğu hala baska milletlerin esareti altındadır. Ancak bunun nedeni asla islam değildir bunun nedeni İslamdan kopmalarıdır. Modern bilimlerin çoğunun temelini müslüman bilim adamları atmıştır aslında tıp,kimya,fizik,biyoloji,matematik,astronomi hatta zooloji alanında çok büyük eserler vermiş müslüman bilim adamları vardır.  Araştırıldığında bunu kesin olarak görebilir ve şaşırabilirsiniz. İslam devletleri ne zaman islamın özünü bırakıp sadece şekle önem vermeye başladığında gerileme başlamıştır. İlim sadece batıdan beklenmeye başlanmıştır. İslam devletleri birbirine düşerek çağın kat be kat gerisinde kalmıştır. İslam dini her zaman bilime önem vermiştir. Bugün bu islam modernleşmeye engel diyen kişilerin amaçları bellidir aslında bu konu üzerinden islamı aşağılmaktadırlar. Buna sebep te bizleriz maalesef.Ancak google üzerinden Kuran mucizeleri yazıp bakarsanız bugün ki bilimsel gelişmelerin kitabımızda 1400 sene önceden nasıl haber verilmiş olduğunu göreceksiniz. İşte o zaman biraz daha anlayacaksınız İslamın aslında ne kadar büyük bir din olduğunu&#8230;</p>
<div class="shr-publisher-681"></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.lauthres.net/islam-ve-modernizm/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gerici Kim ?</title>
		<link>http://www.lauthres.net/gerici-kim/</link>
		<comments>http://www.lauthres.net/gerici-kim/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Aug 2010 21:58:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cemil Taşkın</dc:creator>
				<category><![CDATA[KARALAMA]]></category>
		<category><![CDATA[gerici]]></category>
		<category><![CDATA[gerici kim]]></category>
		<category><![CDATA[Necip Fazıl Kısakürek]]></category>
		<category><![CDATA[NFK]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.lauthres.net/?p=677</guid>
		<description><![CDATA[Üstad Necip Fazıl Kısakürek ne güzel söylemiş &#8221;Biz ancak bize gerici diyenlere deh demek için gerideyiz &#8221;diye. Bazı kesimler sürekli milli manevi değerlerine bağlı yaşayan insanlara aynı şeyi söyler durur &#8221;Siz gericisiniz,siz yobazsınız&#8221;derler.Onlara göre dinini yaşamak gelenek göreneklerine sahip çıkmak gericiliktir.Bu insanların modernlik anlayışı da batı geleneklerine göre yaşamak Avrupa kültürüyle yoğrulmak kendi kültürünü küçümseyip]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.lauthres.net/wp-content/uploads/2010/08/gerici.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-682" title="gerici" src="http://www.lauthres.net/wp-content/uploads/2010/08/gerici.jpg" alt="" width="260" height="194" /></a>Üstad Necip Fazıl Kısakürek ne güzel söylemiş &#8221;Biz ancak bize gerici diyenlere deh demek için gerideyiz &#8221;diye. Bazı kesimler sürekli milli manevi değerlerine bağlı yaşayan insanlara aynı şeyi söyler durur &#8221;Siz gericisiniz,siz yobazsınız&#8221;derler.Onlara göre dinini yaşamak gelenek göreneklerine sahip çıkmak gericiliktir.Bu insanların modernlik anlayışı da batı geleneklerine göre yaşamak Avrupa kültürüyle yoğrulmak kendi kültürünü küçümseyip kendine 40 kat yabancı kültürlere budalaca hayranlık duymaktır.Bu insanlar halkını da çok küçümser onlara göre halk okumayan,araştırmayan,uyuyan insanlar topluluğudur hatta bu halka oy bile kullandırmamak gerekir.Türkü dinlemek kıroluktur,kendi halk oyununu oynamak basitliktir ama yabancı müzik dinleyip batılı dansları yapmak modernizm ve çağdaşlık gösterisidir onlara göre.İlimle bilimle çok alakaları yoktur ama moderndirler kendilerine göre.O küçümsedikleri insanlar kadar gündemi takip edip gazete okumazlar haberleri bile seyretmezler ama olsun onlar çağdaştır.Kısacık eteklerle balo ve partileri dolaşmak içki içmek çok önemli kültürel faaliyetleridir.Bunu ayıplayan halkı da yobaz diye suçlarlar.Halbuki halk gerici değildir halk gayet ilericidir ama kendileri batı özentisi kendi milletinden kopuk gerizekalı sürüsüdür.Bu halk her zaman ilericidir aslında.İlerici olmayan bir millet 16 devleti yıkıldıktan sonra 17.sini kuramaz ve bu zihniyete rağmen hala içte dışta bir yığın düşmanla mücadele edemez.Eğer Türk-İslam gelenek göreneklerine göre yaşamak gericilikse biz çok gericiyiz hem de çoook.Biz sizlerden gerideyiz kabul ama üstadın dediği gibi şunu demek için gerideyiz &#8221;dehhhhhhhhhhhhhhh.&#8221;</p>
<div class="shr-publisher-677"></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.lauthres.net/gerici-kim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nereden Nereye?</title>
		<link>http://www.lauthres.net/nereden-nereye-2/</link>
		<comments>http://www.lauthres.net/nereden-nereye-2/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Aug 2010 10:49:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cemil Taşkın</dc:creator>
				<category><![CDATA[KARALAMA]]></category>
		<category><![CDATA[Nereden Nereye]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.lauthres.net/?p=671</guid>
		<description><![CDATA[EY FRANSA KRALI FRANSUVA! SEFİRİ KEBİRİMDEN ALDIĞIM MAZHARA GÖRE MALUMATIM OLDU Kİ, MEMLEKETİNDE DANS NAMINDA ALA MELLE-İNNAS FUHŞİYYAT VE LUBİYAT YAPIYORMUŞSUN. İŞ BU NAME-İ HUMAYUNUMUN ELİNE VUSÜLÜNDEN İTİBAREN BU MEL&#8217;ANET VE REZALETE SON VERMEDİĞİN TAKDİRDE ORDU-YU HUMAYUNUMLA GELİP SENİ KAHRETMEYE MUKTEDİR OLURUM. Kanuni Sultan Süleyman Sonucunda Fransa&#8217;da 100 seneye yakın bir zaman diliminde dans yapılmamıştır.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>
<div>EY FRANSA KRALI FRANSUVA!<a href="http://www.lauthres.net/wp-content/uploads/2010/08/kanuni.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-667" title="kanuni" src="http://www.lauthres.net/wp-content/uploads/2010/08/kanuni-207x300.jpg" alt="" width="207" height="300" /></a><br />
SEFİRİ KEBİRİMDEN ALDIĞIM MAZHARA GÖRE MALUMATIM OLDU Kİ,<br />
MEMLEKETİNDE DANS NAMINDA ALA MELLE-İNNAS FUHŞİYYAT VE<br />
LUBİYAT YAPIYORMUŞSUN. İŞ BU NAME-İ HUMAYUNUMUN ELİNE<br />
VUSÜLÜNDEN İTİBAREN BU MEL&#8217;ANET VE REZALETE SON VERMEDİĞİN<br />
TAKDİRDE ORDU-YU HUMAYUNUMLA GELİP SENİ KAHRETMEYE MUKTEDİR<br />
OLURUM.</p>
<p>Kanuni Sultan Süleyman</p>
<p>Sonucunda Fransa&#8217;da 100 seneye yakın bir zaman diliminde dans yapılmamıştır.</p>
</div>
<div>Bu konuyu paylaşmamın nedeni dansa olan karşıtlığımdan değildir.Sadece nereden nereye geldiğimizin bir göstergesi işte.Atalarımızın bir mektubunun korkusuyla 100 yıl dans edemeyen Avrupalılar bugün bizi küçük görmekte.Kendi aralarına almak için bizden 50 yıldır bitmen şeyler istemekteler.Dün düşman bizi işgal etti diye Osmanlıdan yardım isteyen Fransa,Almanya,İngiltere toplumluarı bugün onların torunları olan bize aşağılayıcı şekilde bakmaktalar.7 cihana haikimiyet salmış bir milletin evlatları olan bizlere,bugün tükürüğümüzle boğulacak küçücük ülkeler kafa tutuyor.Yunanistan,Ermenistan,İsrail gibi devletler ellerinden gelse bizi bir kaşık su da boğacaklar.Peki niye böyle oldu? Bence biz önce kendi değerlerimizden koptuk.Sonra biz iken sen,ben kavgasına girdik kısır çekişmlerle ve birbirimizle uğraşmaktan ülke meseleleriyle uğraşmayı bıraktık ve ondan sonra bu hale geldik ne yazık ki.Milyonlarca kilometrekarelik topraklardan bugün ki topraklarımıza kadar geriledik.Bir gün bu millet tekar dünyaya hükmeder mi bilmiyorum ama genlerimizde bunu yapacak kabiliyet var.Ne zaman tekrar bizi biz yapan milli manevi değerlere bağlanırsak ve tekrar biz olmayı başarırsak bizim önümüze yine kimse geçemez.İnşallah tekrar dünyaya hükmederiz ve yeniden bu dünyaya adaleti getiririz.</div>
</div>
<div class="shr-publisher-671"></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.lauthres.net/nereden-nereye-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Osmanlı Devleti ve Soykırım</title>
		<link>http://www.lauthres.net/osmanli-devleti-ve-soykirim/</link>
		<comments>http://www.lauthres.net/osmanli-devleti-ve-soykirim/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 31 Jul 2010 23:35:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>LauthreS</dc:creator>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[KARALAMA]]></category>
		<category><![CDATA[KİŞİSEL]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı Devleti]]></category>
		<category><![CDATA[Soykırım]]></category>
		<category><![CDATA[yalan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.lauthres.net/?p=656</guid>
		<description><![CDATA[Biz Türk insanlarına karşı tüm dünya nefret ve kin gibi duyguları en hat safhalarda beslemektedir. Sözde ermeni soykırımı olsun, yada Osmanlı Devleti&#8217;nin yaptığı söylenen ve bana göre kesinlikle yalan olan zulümler, bizdeki cesareti, mertliği yada zekayı çekememezlik gibi birçok sebep vardır bu duyguları körükleyen. Kendimizi onların yerine koyup düşündüğümüz zaman içimizde belki onlara hak verenler]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Biz Türk insanlarına karşı tüm dünya nefret ve kin gibi duyguları en hat safhalarda beslemektedir. Sözde ermeni soykırımı olsun, yada Osmanlı Devleti&#8217;nin yaptığı söylenen ve bana göre kesinlikle yalan olan zulümler, bizdeki cesareti, mertliği yada zekayı çekememezlik gibi birçok sebep vardır bu duyguları körükleyen.</p>
<p>Kendimizi onların yerine koyup düşündüğümüz zaman içimizde belki onlara hak verenler olacaktır. Herkesin bildiği bir olay olan İstanbul&#8217;un fethini onların bakış açısı ile düşünelim. O yıllarda İstanbul şehri en gözde şehirlerden biri ve avrupalıların en büyük kalesiydi. Biz Türkler herşeyi alt üst edip o kaleyi başlarına yıkmışız. Yada Çin Seddi ni ele alalım. Adamlar Türklerden kendilerini savunmak için devasa bi duvar örmüşler resmen.  (<a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%87in_Seddi">Bkz: Wikipedia Çin Seddi</a>)</p>
<p>Osmanlı hakkında yalan yanlış bilinen aslında bilinçli olarak yanlış anlatılan birtakım söylemler vardır. Birçok avrupalı Osmanlı Devleti&#8217;nin soykırımcı, aldığı yerlerde çeşitli zulümler yapan bir devlet olduğu bilgisine sahiptirler. Necip Fazıl üstadın başından geçen bir olayı aktaralım bir örnek olarak:</p>
<blockquote><p><em>Necip Fazıl birgün konferans verirken Cezayirli bir öğrenci kalkar ve Fransızca olarak Necip Fazıl&#8217;a&#8230; &#8221; Neden Osmanlı yıllarca bizi sömürdü, neden Osmanlı yıllarca bizi sömürge olarak kullandı? &#8221; der..Necip Fazıl hiç durmadan cevabı sille misali yapıştırır:&#8221; Eğer Osmanlı sizi sömürmüş olsa idi bugün bu soruyu bana Fransızca soramazdın&#8230;&#8221;</em></p></blockquote>
<p><span style="color: #474747;">Biz Türk insanlarına karşı hemen her ülkede bu tip ön yargılar vardır. Yapılan yanlış betimlemeler Türk İnsanı&#8217;nın değerini büyüklüğünü saygınlığını ayaklar altına almaktadır. Oluşan bu ön yargılar Türkiye&#8217;ye gelip bir Türk ile tanışıldıktan sonra kaybolur gibi olsa da tam anlamıyla yok olamıyor. Yazıyı fazla uzatmadan başka bir örnek ile bitireyim&#8230; Olayı Rotherdam İslam Üniversitesi Rektörü Prf. Dr. Ahmet AKGÜNDÜZ anlatıyor&#8230; </span></p>
<blockquote><p><span style="color: #474747;">19.yüzyılda Almanya nın Mülhaym şehrindeki Ren nehrinin bir yakasında Almanlar, öbür yakasında da Fransızlar oturuyordu. Fransızlar, her sene nehrin Almanlar&#8217;daki kısmına geçip mahsulün tümünü toplayıp götürüyorlardı. O sıralar, birliğini temin<a href="http://www.lauthres.net/wp-content/uploads/2010/07/yeniçeri.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-657" title="yeniçeri" src="http://www.lauthres.net/wp-content/uploads/2010/07/yeniçeri.jpg" alt="" width="189" height="267" /></a>edemeyen güçsüz Almanlar ise buna fazla ses çıkaramıyorlardı tabiî. Her sene böyle olunca çareyi Osmanlı Sultanına durumu yazıp, imdat istemekte bulurlar. Mektupta şöyle denmektedir: Fransızlar her sene bize zulmediyor, mahsulümüzü elimizden alıyorlar. Siz ki, dünyaya adalet dağıtan bir imparatorluğun sultanı, İslamiyet&#8217;in de halifesisiniz. Bizi şu zulümden kurtarın. Asker gönderin. Ürünlerimizi bu sene olsun toplama imkanı sağlayın. Çöküş faslına girildiği bir zamana denk gelen yardım isteğini inceleyen padişah asker göndermeyi mümkün ve gerekli görmez; yalnızca asker elbisesi göndermeyi kâfi bulur ve cevabı bir mektupla beraber içi askeri elbise dolu üç çuval yollanır. Şaşkına dönen Almanlar, çuvalı alıp mektubu okurlar: Fransızlar korkak ademlerdir. Onlara yeniçeri göndermemize gerek yoktur. Yeniçerimizin kıyafetini görmeleri kâfidir. Çuval içindeki Osmanlı askerinin elbiselerini adamlarınıza giydirin. Mahsul zamanı, nehrin görülecek yerlerınde dolaştırın. Karşıdan gören Fransızlar için bu kâfidir. Bağ bahçe sahipleri hemen Osmanlı askerinin kıyafetini kapışırlar. Hasat vakti büyük bir heyecanla yeniçeri kıyafetinde, nehir kıyısında dolaşmaya başlarlar. Ertesi gün, karşıdan gelen haber, Almanlar&#8217;ın sevinç çığlıkları atmalarına sebep olur: Osmanlılar&#8217;dan imdat geldiğini düşünen Fransızlar, korkudan köylerini de terkederek iç kısımlara doğru kaçmaktalar. Mahsulünüzü rahatça toplayabilirsiniz. Zulüm sona ermiştir. Bu olay, Mülhaymli&#8217;lerin gönüllerin de taht kurmuştur. Giydikleri yeniçeri kıyafetlerini, daha sonra Mülhaym a bağlı Karlsruhe müzesine koyup ziyarete açarlar. Şehrin en yüksek binasına da Osmanlı bayrağı asarlar. Ayrıca, halen olayın yıldönümünde de şehirde bir karnaval düzenleyip , hadiseyi temsilen kutlarlar.</span></p></blockquote>
<p><span style="color: #474747;">Birde şimdi düşünün zamanında hoşgörünün ve adaletin temsilcisi ve dağıtıcısı olan Osmanlı&#8217;nın bu olayın yaşadığı dönemde bir soykırım yapmış olabilir mi? </span></p>
<p><span style="color: #474747;">Saygılar&#8230; </span></p>
<div class="shr-publisher-656"></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.lauthres.net/osmanli-devleti-ve-soykirim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Takmayacaksın Tak Açacaksın</title>
		<link>http://www.lauthres.net/takmayacaksin-tak-acacaksin/</link>
		<comments>http://www.lauthres.net/takmayacaksin-tak-acacaksin/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 31 Jul 2010 07:50:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>LauthreS</dc:creator>
				<category><![CDATA[GEYİK]]></category>
		<category><![CDATA[MÜZİK]]></category>
		<category><![CDATA[:)]]></category>
		<category><![CDATA[Grup Vitamin]]></category>
		<category><![CDATA[Takmayacaksın tak açacaksın]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.lauthres.net/?p=652</guid>
		<description><![CDATA[Takmayacaksın tak açacaksın Grup Vitamin]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Takmayacaksın tak açacaksın <img src='http://www.lauthres.net/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Grup Vitamin</p>
<p><script src="http://alkislarlayasiyorum.com/video-paylas/253"></script></p>
<div class="shr-publisher-652"></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.lauthres.net/takmayacaksin-tak-acacaksin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Grup Vitamin Turkish Kovboylar</title>
		<link>http://www.lauthres.net/grup-vitamin-turkish-kovboylar/</link>
		<comments>http://www.lauthres.net/grup-vitamin-turkish-kovboylar/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 30 Jul 2010 21:57:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>LauthreS</dc:creator>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[GEYİK]]></category>
		<category><![CDATA[Grup Vitamin]]></category>
		<category><![CDATA[Turkish Kovboylar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.lauthres.net/?p=647</guid>
		<description><![CDATA[Gecenin geç saatlerinde eğlenmek için bire bir şarkı alttaki playerdan şarkıyı dinleyebilirsiniz onun altından da sözlerine bakabilirsiniz&#8230; İyi eğlenceler Atı yoktur binemez üstelik hamburger yemez Silahı vardır kullanmaz Bu ne biçim kovboy Hayatında yoktur güzel bir dişi, zaten beceremez bu işi Bu ne biçim kovboy Gece gündüz demez dolaşır, çöller kuraktır Gözlerinden anlaşılır, birazcık salaktır]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gecenin geç saatlerinde eğlenmek için bire bir şarkı <img src='http://www.lauthres.net/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  alttaki playerdan şarkıyı dinleyebilirsiniz onun altından da sözlerine bakabilirsiniz&#8230; İyi eğlenceler <img src='http://www.lauthres.net/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p><a href="http://www.lauthres.net/wp-content/uploads/2010/07/grup+vitamin.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-649" title="grup+vitamin" src="http://www.lauthres.net/wp-content/uploads/2010/07/grup+vitamin-292x300.jpg" alt="" width="292" height="300" /></a></p>
<p>Atı yoktur binemez üstelik hamburger yemez<br />
Silahı vardır kullanmaz<br />
Bu ne biçim kovboy<br />
Hayatında yoktur güzel bir dişi, zaten beceremez bu işi<br />
Bu ne biçim kovboy</p>
<p>Gece gündüz demez dolaşır, çöller kuraktır<br />
Gözlerinden anlaşılır, birazcık salaktır<br />
Bara gider, içki içmez, böyle de olmaz ki<br />
Vahşi batıda böyle tipler sağlam kalmaz ki</p>
<p>Oh oh çekilin yoldan vahşi batıdan geliyorlar<br />
Amerikanlar, eskidi bunlar<br />
Turkish kovboylar</p>
<p>Ne olacak acaba bu işlerin sonu<br />
Kot kumaştan yapılmıştır kovboyun donu<br />
Erkekseniz birey birey çıkın karşısına<br />
Yolunu kaybetti, texas yerine gitti mısır çarşısına</p>
<p>Kurşunla bir doları tam 60 metreden delmekte<br />
Kovboyun bu gereksiz huyları sülalesinden gelmekte<br />
Allah kahır bela and hay lanet olsun<br />
Türklerden de kovboy çıktı, haydi hayırlı olsun</p>
<p>Oh oh çekilin yoldan vahşi batıdan geliyorlar<br />
Amerikanlar, eskidi bunlar<br />
Turkish kovboylar</p>
<p>Aaaaah ben yanlız bir kovboyum anaaaaaam<br />
Evimdeeen uzaktayım anam, garip anaaam</p>
<p>Oh oh çekilin yoldan vahşi batıdan geliyorlar<br />
Amerikanlar, eskidi bunlar<br />
Turkish kovboylar</p>
<div class="shr-publisher-647"></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.lauthres.net/grup-vitamin-turkish-kovboylar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
<enclosure url="http://www.lauthres.net/wp-content/uploads/2010/07/turkish_cowboys.mp3" length="4191713" type="audio/mpeg" />
		</item>
		<item>
		<title>Israrkeş Yolculuklar</title>
		<link>http://www.lauthres.net/israrkes-yolculuklar/</link>
		<comments>http://www.lauthres.net/israrkes-yolculuklar/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 30 Jul 2010 09:40:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>LauthreS</dc:creator>
				<category><![CDATA[GENEL]]></category>
		<category><![CDATA[KARALAMA]]></category>
		<category><![CDATA[emre gökçe]]></category>
		<category><![CDATA[Israrkeş Yolculuklar]]></category>
		<category><![CDATA[yeg]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.lauthres.net/?p=642</guid>
		<description><![CDATA[Ojelerinde yalan bir renk ve denk gelirse dudaklarında hep eskimiş muazzam bir hüzzam olur.. Yani biraz SANA’t müziği yalnızlığıda olabilir çok kulak vermedim öpmekten Saltanat sürerken süresiz ve resimsiz gibi görünürken öperken.. &#8221;Aşk, intihar biçimidir Malum,ölürcesine sevenler bilir&#8221;.. Gözlerim kuyu dibine sana düşkünken düşerken, ellerimde bir yalan azım&#8217;da biber acısıyla yanan.. Yalan söyleyen bir kadına]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ojelerinde yalan bir renk ve denk gelirse dudaklarında hep eskimiş muazzam bir hüzzam olur..<a href="http://www.lauthres.net/wp-content/uploads/2010/07/emre-gökçe.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-643" title="emre gökçe" src="http://www.lauthres.net/wp-content/uploads/2010/07/emre-gökçe-271x300.jpg" alt="" width="271" height="300" /></a></p>
<p>Yani biraz SANA’t müziği yalnızlığıda olabilir çok kulak vermedim öpmekten<br />
Saltanat sürerken süresiz ve resimsiz gibi görünürken öperken..</p>
<p>&#8221;Aşk, intihar biçimidir<br />
Malum,ölürcesine sevenler bilir&#8221;..</p>
<p>Gözlerim kuyu dibine sana düşkünken düşerken, ellerimde bir yalan azım&#8217;da biber acısıyla yanan..<br />
Yalan söyleyen bir kadına inanmaktan yorulmaktan<br />
İnanmadığım anlarda yemin duymaktan sonradan defalarda sefer damlamaktan,<br />
Duyulmaktan bir tanıdık adın ardından küserek kalkarken sofradan öylece,<br />
Gidiyor sevmelerim içimden hep yol üstü bir suçüstüne yakalanmalarından aranıyorken söylediğim sözlerce,taşıyorken diclesinde bir yatak,odalar kadar boş görünmekten dökülüyorken kendinden..</p>
<p>Ama işte malum,<br />
Ödün veriyormuş gibi ödü kopuyorken ve ödül yerine sadece bir ses vermekten ileri gitmiyorken gelişlerinden,<br />
Geri gelmekten söz ederken gitmeyi deniyorken,<br />
İbret bir İzmir kaldırımında yalnızlık hissetmekten kırılan,<br />
Yani hep şaşılmak üzere bakılmış bir şaşılığın teninde oksijen tüketmekten,<br />
Malum iki ses arası yerden öpmeye utanmaktan,<br />
Bir sancı ardına dürtmekten ağrıyorken ten<br />
Sessiz bir kadın zikrinde fikir üzmekten,<br />
Sigara yanığı bir çarşafın altında gülerken,taşınmış içime komşu olan en tanıdık tanıdıklarımızdan seni sormalardan usanmalardan..</p>
<p>Ojelerinde eski bir kırmızının hikâyesi,<br />
Malum..</p>
<p>&#8221;Bir aşk biçimidir intihar<br />
Ölürken bile sevenler bilir&#8221;..</p>
<p>Saçlarına dolanmış sessiz kavimsiz nerden geldiği yada getirildiği kimse tarafından bilinmeyen,konusu geçirilmeyen geçse bile başka bir lafla geçiştirilen bir soğuk ürpertiyle gözyaşındaki tuzdan yaraya basılmaktan fikrimce ziyan,<br />
Ziyanlarda figan<br />
İsyanların sürgününde,<br />
..<br />
Bile bile yoruyorlar<br />
Yorgunum desemde zorluyorlar<br />
Sesim sende kalmış olmalıdır ki<br />
Ne kadar konuşsam da duymuyorlar..</p>
<p>Soğuk..<br />
Algınlığımdan değil,Ankara’dan..<br />
Gri bir taş örtüsü sokaktan,başörtüsü hep yalnızlık olmuş bir aşkın, kış örtüsü iklime dağılmasından..</p>
<p>Soğuk..<br />
Alınganlığımdan değil,bir sabah kahvaltısından,<br />
Simit yerken susulan çay içerken konuşulmayan bir zaman kavramından..</p>
<p>Soğuk..<br />
Bir kavramdan öte,zaman kavrayamayacak kadar berime çekilmiş gerimden..<br />
Geçmişten<br />
Bir gün<br />
Birden,erkenden kış yağışından..</p>
<p>Malum,<br />
Sadece hatırladıklarımdan yorgunum..</p>
<p>Demiştim ya<br />
Günlük değil,yazdıklarım yıllık..</p>
<p>Şimdi,</p>
<p>Aklım</p>
<p>Acım</p>
<p>Sancım,</p>
<p>Devren satılık..</p>
<h2>Emre GÖKCE</h2>
<div class="shr-publisher-642"></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.lauthres.net/israrkes-yolculuklar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fujitsu Siemens Amilo li1818 Wireless Sorunu</title>
		<link>http://www.lauthres.net/fujitsu-siemens-amilo-li1818-wireless-sorunu/</link>
		<comments>http://www.lauthres.net/fujitsu-siemens-amilo-li1818-wireless-sorunu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Jul 2010 17:53:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>LauthreS</dc:creator>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[Amilo li1818 Wireless Sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[Fujitsu Siemens]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.lauthres.net/?p=637</guid>
		<description><![CDATA[Bugün bir arkadaşımdan çok yavaşladı bahanesi ile Fujistu Siemens Amilo li1818 laptop geldi. Bilgisayara baktığımda tek çarenin format atmak olduğunu düşünüp işe koyuldum. 32 bit Win7 yi sorunsuz yükledikten sonra wireless sorunu olduğunu gördüm. Bilgisayarın sitesine destek için baktığımda bu marka ve modelin Win7 destekli olmadığını öğrendim. Aslında Wireless dışında herşey normaldi. Biraz araştırma yapıp]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.lauthres.net/wp-content/uploads/2010/07/100_1202.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-638" title="100_1202" src="http://www.lauthres.net/wp-content/uploads/2010/07/100_1202-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a>Bugün bir arkadaşımdan çok yavaşladı bahanesi ile Fujistu Siemens Amilo li1818 laptop geldi. Bilgisayara baktığımda tek çarenin format atmak olduğunu düşünüp işe koyuldum. 32 bit Win7 yi sorunsuz yükledikten sonra wireless sorunu olduğunu gördüm. Bilgisayarın sitesine destek için baktığımda bu marka ve modelin Win7 destekli olmadığını öğrendim. Aslında Wireless dışında herşey normaldi. Biraz araştırma yapıp biraz çabaladıktan sonra çözümü buldum. <a href="http://www.brothersoft.com/sis163u-wlan-driver-112837.html">Bu adresteki</a> driveri indirip kurduğumda sorunun çözüldüğünü gördüm.</p>
<p>Sorunun çözümü için Google amcaya başvurdum ve çözüm için girdiğim sitelerde bios aracılığı ile kapatıp tekrar açmanın faydalı olacağı gibi yada bios güncellemesi gibi çözüm üretenlerde olmuş fakat bunlara hiç gerek duymadan yukarıda verdiğim linkteki driveri kullanabilirsiniz&#8230;</p>
<div class="shr-publisher-637"></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.lauthres.net/fujitsu-siemens-amilo-li1818-wireless-sorunu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
